26 Ocak 2017 Perşembe 0 Yorum

BİR MEKAN: CAFE DE LUCA


Bir mekan düşünün enfes kahveleri ve bitki çayları olan, kendi pastalarını kendi yapan ve içinde hiç kalkmak istemeyeceğiniz koltukları barındıran. Tam olarak böyle bir mekan var İzmit'te ve adı da Cafe de Luca...
Nişanlımla bağımlısı olduğumuz ve düzenli gittiğimiz birkaç mekan bulunsa da; ara sıra yeni arayışlara giriyor ve İzmit'in ara sokaklarına dalıp yeni mekanlar keşfediyoruz. Cafe de Luca'yı da bundan birkaç ay önce yine bir keşif turunda bulduk. Önünden geçerken mekanın önündeki, açık havada oturmak isteyenler için çıkardıkları koltuklar ve daha da önemlisi bu koltukların üzerindeki kedili, dünya tatlısı minderler bizi kalbimizden vurdu ve içeri dalıverdik. Böylece Cafe de Luca maceramız da başlamış oldu.


Mekan Chester koltukları, özel tasarım berjerleri ve sandalyeleri, üzeri bir sürü ilginç ve bir o kadar da eski eşya ile dolu rafları ve elbette ki her koltuk, berjer ve sandalye üzerindeki aşık olunası hayvanlı yastıkları ile muhteşem bir cafe. Özellikle de fotoğraf düşkünleri için muazzam bir mekan. Şahsen ben her gittiğimde yanımda fotoğraf makinemi götürmemek için kendimi zor tutuyorum.
Cafe de Luca'nın geniş bir kahve menüsü var. Espresso, ,Americano, Cappucino. Latte, Mocha yada Filtre kahve değil bahsettiklerim. Bu saydıklarım elbette var. Hem de çeşit çeşit... Ama bunun dışında French Press ile servis edilen yöresel çekirdek kahveleri ve en önemlisi de Syphon, V60 Drip, Aeropress ve Cold Brew gibi 3rd Generation Coffee dediğimiz yöntemlerle yapılan envai çeşit kahvesi mevcut. Şahsen V60 Drip'in Rwanda çekirdeğinden yapılan kahvesi bende bağımlılık yaptı.
Gelenekselciler için cafede Türk kahvesi de klasik, özel çekirdek, Osmanlı, dibek ve aromalı olmak üzere bol çeşitle mevcut.
 
;