12 Aralık 2016 Pazartesi 0 Yorum

GELİNLİK


“Saçmalık!”
Elindeki dergiyi yere fırlatırken kadının sesi odada yankılandı. “Hem de saçmalığın daniskası. Beni öldürseler bunlarla uğraşmam.”
Karşısındaki kadın gözlerini kırpıştırdı. Yüzünde kırgın bir ifade vardı.
“Niye öyle diyorsun ki? Sen istemez misin evlenmek?”
“Hadi oradan! Sanki beni hiç tanımıyorsun.”
“Tanıyorum elbette ama baksana bir şunlara.” Kadının yere attığı dergiyi almış, bir sayfayı gösteriyordu. “Nasıl da güzeller.” Sonra birden bir şeyi hatırlamış gibi heyecanlandı. “Bence her kadının hayalidir evlenmek.”
“Benim değil. Niye olsun ki? Evlilikte ne var bu kadar büyütülecek, anlamadım.”
Diğer kadın farkında bile olmadan üst dudağını sarkıttı küskün çocuklar gibi.
“Deme öyle.”
“Diyorum işte. Sen de kendine gel artık.”
“Kendimdeyim ben,” derken kadının ses tonu yükselmeye başlamıştı. “Bir şeyim yok benim. İyiyim ben, tamam mı?” Artık bağırmaya başlamıştı.
“Sakin ol. Sana iyi değilsin demedim. Kendine gel dedim.”
“İyiyim ben. Deli falan değilim. İyiyim.” Artık bağırmıyordu kadın. Daha çok kendini ikna etmeye çalışıyor gibiydi.
“Şu dergilere bakmaktan da vazgeç artık. Göz boyamaktan başka bir işe yaramıyorlar.”
“Burada aşkı gösteriyorlar,” diye tısladı kadın. “Görmüyor musun, şu adam kadına nasıl da bakıyor?”
“Aşkı böyle bir şey mi sanıyorsun sen?” Kadının sesi alaycıydı. “Aşk dediğin şey o kadar da özenilecek bir şey değil. Bence böyle çok daha iyisin.”
11 Aralık 2016 Pazar 1 Yorum

OKUDUM/İZLEDİM: BOYNUZLAR/HORNS


Uzun zamandan sonra Okudum/İzledim bölümüyle geri döndüm. Bu dönüşün benim için kolay olması amacıyla da okuması ve izlemesi kolay bir şeyler seçmek istedim. Bu yüzden de seçimimi Boynuzlar/Horns’tan yana kullandım.
Boznuzlar; korku edebiyatının efendisi Stephen King’in oğlu Joe Hill’in meşhur bir romanı. Ülkemizde Stephen King romanlarında olduğu gibi oğlu Joe Hill’in kitapları da Altın Kitaplar’dan çıkıyor. Haliyle fiyatı pek ucuz değil. Etiket fiyat 20-25 lira arasında değişiyor yerine göre. Bu arada ben kitabı Hepsiburada’daki günlük bir kampanyayla 8.90’a almayı başaran şanslı azınlıktanım.

Kitap, hayatının aşkı öldürülen ve cinayeti üzerine kalan Ignatius Perrish’in hikayesini anlatıyor bizlere. Ig’in kendini bildi bileli aşık olduğu Merrin’in korkunç cinayeti -ki işin içinde tecavüz de var.- ve tüm bunların onun üzerine kalmasından tam bir yıl sonra, olayın yıl dönümünde Ig bir kopuş anı yaşıyor ve bizler bu kopuş anının ertesi gününde kahramanımızın bir çift boynuzla uyanmasına şahit oluyoruz. İlk başta ne olup bittiğini anlayamayan Ig zamanla boynuzların kendisine ve çevresindekilere etkilerini çözmeye başlıyor. Hiç şüphesiz ki bu etkilerin en büyüğü boynuzların, karşısındaki kişiye sırlarını döktürmesi… Bu sırlara gerçek sırlar da dahil, gizli arzular da, sapkın düşünceler de… Doktoru, kilise rahibi, komşuları, ondan nefret eden insanlar, onu sevdiğini sandığı insanlar ve hatta aile bireylerinin ağızlarından dökülen itiraf ve düşünceler yığınıyla başa çıkmak onun için hiç de kolay olmuyor. Üstelik hiç tahmin etmediği birinin dudaklarından dökülen bir itiraf Merrin’in cinayetinin üzerindeki tüm perdeyi kaldırıyor. O noktadan sonra da Ig’e katili, bir şeytana yakışır bir şekilde cezalandırmak kalıyor.
0 Yorum

ÖLEN KALBİN CENAZESİ

“Ölüm ölüm dediğin nedir ki gülüm?
Ben senin için yaşamayı göze almışım.”

Duvarda gördüğü yazıya istemsizce güldü kadın. Bu tarz yazıları zaten ya bir duvar köşesinde görürdünüz, ya da bir kamyon arkasında. Bazı insanlar böyle ağdalı ama gerçekten uzak şeyleri severdi. Oysa kadın böyle şeylerden hoşlanmazdı. Aslında aşka dair sığ olarak gördüğü birçok şeyden hoşlanmazdı. Ki, ona göre bu da sanırım aşk denilen şeyin %90’ını içeriyordu.
Aslında hep böyle değildi kadın. Aptal cep telefonu mesajlarına eblek eblek sırıttığı, telefon konuşmalarının sonunun “Sen kapat,”, “Hayır, önce sen kapat”larla son bulup, aslında teknik olarak bir türlü son bulamadığı, küçük ve değersiz hediyelerin dünyanın en değerli eşeyi haline geldiği dönemlerden o da geçmişti. Ama şimdi geriye baktığında, tüm bunlar ona çok uzak ve anlamsız geliyordu.
En son altı sene önce yaşamıştı bu anlamsızlık halini. Başkalarına göre sevdiği, kendisine göreyse taptığı bu adam için yaşanmıştı tüm bu saçmalıklar silsilesi. Altı yılını vermişti adama. Yirmi beşine gelmiş bir kadının, on yedisindeki bir genç kız gibi kıkırdamasına, kızarmasına sebep olan bir adama… Öyle bir adamdı ki, gözlerinin içine bakıp “Evlen benimle,” dediğinde kadının kalbinin teklemesine sebep olmuştu. Ve öyle bir adamdı ki, ailesine “İşte hayatımın kalanını bu adamla geçireceğim,” demesinden birkaç gün sonra onu aldatarak kadının kalbini avuçlarının arasına alıp hiç düşünmeden sıkarak patlatmıştı.
Bazen bir şey olur ve hayatınız tamamen değişir. İşte kadının başına gelen de buydu. Artık onun için hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını biliyordu o da.

 
;