21 Eylül 2015 Pazartesi 1 Yorum

GÜVERCİN


Önündeki karmaşa yığınına baktı Asuman. Renk renk, boy boy boncuklar masanın üzerinde görsel bir karmaşa yaratmıştı. Adeta bir renk cümbüşü vardı önündeki tabloda. Kimilerinin kafasını karıştırsa, göz zevkini bozsa da çok az kişi biliyordu ki, bu karmaşa onun kurtuluşuydu.
Önündekilere baktıkça yüreğinde çiçekler açıyordu genç kadının. İçinde bir yerlerde hapsolmuş olan güvercinler kafeslerinden kurtuluyor, özgürlüklerine doğru uçuyorlardı. Çünkü o da aynen böyle yapmıştı. Kafesinden kurtulmuş, özgürlüğüne uçmuştu. Yani bu boncuk yığınına…
Avukattı Asuman. Ağır ceza avukatı… Nerede pislik insan varsa hepsi etrafına toplanmıştı. Hırsızlar, katiller, dolandırıcılar… Yirmi beşinden beri onlarla uğraşıyordu. Zordu. Çok zor… Özellikle de onun gibi hayata karşı naif bir duruşu olan biri için.
Zamanla kirlenmeye başladığını fark etmişti Asuman. İçindeki masumluğun yok olmaya, naifliğinin onu terk etmeye başladığını görmüştü. Bu onu korkutmuştu. Ölesiye korkmuştu hem de. Hayata karşı gurur duyduğu o duruşu vardı elinde bir tek. Onu da kaybederse neyi kalacaktı ki?
 
;