23 Ocak 2015 Cuma 0 Yorum

HAYATINIZI DEĞİŞTİRECEK ŞARKILAR: MELANCHOLIA (PART 2)


Hayat zor. Hayata ayak uydurmak daha zor. Bu yüzden de çoğu zaman müzik benim hayattan kaçışım oluyor. Sadece dünyamı güzelleştirmiyor, aynı zamanda tüm mutsuzluklarımdan, kötü ruh halimin getirdiği korkunçluklardan kaçmamı sağlıyor. Tam da bu yüzden müzik benim için kullanmaktan asla vazgeçemeyeceğim bir ilaç.
Mutsuzluklarımdan ve kötü ruh halimin getirdiklerinden kaçarken de şüphesiz ruh halimi yansıtan şeyler dinliyorum. Melankolik şarkılar... Bu yüzden de bu blog serisinin adı Melancholia... İlk kısmı ne kadar sevdiniz bilemiyorum ama bu blogda yeni beş şarkıyla devam ettireceğim Melancholia serisini.
Hadi başlayalım...

1. Counting Crows - Colorblind
Counting Crows 1991'de kurulmış bir pop-rock grubu. Ve kendileri dünya çapında yirmi milyon albüm satmış bir grup. Şarkıları her ne kadar pop-rock temasında ilerlese de bir şarkıları var ki yürekleri dağlar. Bu tabir belki biraz arabeske kaçtı ama dinleyince siz de anlayacaksınız ne demek istediğimi.
Colorblind çok özel bir şarkı. Aşka hazırım diye bağıran bir şarkı. Sizi oradan oraya savuran, canınızı acıtan, vücudunuzda morluklar bırakan bir şarkı.
Şarkı aynı zamanda kült film Cruel Intentions'ın soundtracklerinden biri. Aynı zamanda müzikleriyle zamanında akılları baştan alan gençlik dizisi Dawson's Creek'in de bir bölümünde çalmışlığı var.
"I am covered in skin, no one gets to come in.
Pull me out from inside.
I am folded and unfolded and I'm folding."

22 Ocak 2015 Perşembe 0 Yorum

YASAK



Bakıcı hareketsiz şekilde uyuyan küçük kıza son bir kez daha baktıktan sonra kapıyı kapattı ve kendi kendine gülümsedi. Uzun zamandır bu anı bekliyordu. Evde yalnızdı ve bu da kafasındaki şeyi yapmak için bulunmaz bir fırsattı.
Sessizce merdivenleri çıkarken, yaptığı şeyin yasak oluşunun getirdiği heyecanı, adrenalini hissediyordu. Evet, bu yasaktı. İşe başladığı gün dul babanın ona söylediği ilk şey buydu. Tavan arası kesinlikle yasaktı. Oraya girmek yasaktı, oraya yaklaşmak yasaktı. Hatta muhtemelen orayı düşünmek bile yasaktı. Buna rağmen o, tüm bu yasakların çekiciliğine kapılmıştı ve şimdi merdivenleri çıkıyordu işte.
Tavan arasına açılan kapının önüne geldiğinde kendi kalp atışlarının sesini duyabiliyordu neredeyse. Çok kısa bir an için vazgeçmeyi düşündü orada dikilirken. Ama o an birkaç saniye kadar sürdü ve geçip gitti. Bu hissin kaybolmasıyla birlikte eli cebine gitti ve uzun uğraşlardan sonra bulmayı başardığı anahtarı çıkardı. Avucunda duran anahtarın verdiği o soğuk his, durumu daha gerçek kılıyordu. Tuttuğu nefesini sesli bir şekilde verirken hazır olduğunu hissetti ve anahtarı kilide soktu. Yavaş yavaş anahtarı çevirirken artık eskisi kadar tedirgin olmadığını fark etti. 
Kapıyı araladığında yüzüne bir küf kokusu çarptı. Bir de anlamlandıramadığı ağır bir koku… Bu koku onu içeri girmemeye ikna etmeye çalışıyor gibiydi ama bu, genç kadını engellemedi. Sessiz ve ürkek adımlarla içeri girdi.
 
;