5 Şubat 2015 Perşembe

RUHUMUN AYNASI


Dokunduğunuzda içinizi ürperten şeyler vardır ya hani? İşte aynalar da benim için hep böyle olmuştur. Sebebini başlarda bilememiş olsam da aynalara karşı hoş olmayan hisler beslemişimdir bugüne kadar. Belki size saçma gelecek ama sanırım aynalardan korkuyorum.
Aslında bu korkum tam olarak on iki yaşındayken başladı. O zamana kadar bir ayna benim için eğlence objesinden başka bir şey değildi. Saçlarımı şekilden şekle sokup, annemin makyaj malzemelerini yüzüme boca ettiğim o zamanlar, azar yemeden hemen önce ayna karşısında geçirirdim zamanımı. Oldukça da eğlenceli zamanlardı bunlar. Ama sonra bir şeyler değişti ve aynalar artık o kadar da çekici gelmemeye başladı bana.
İlk gençlik dönemlerimde bunun üzerinde fazla durmadım. Ayna karşısında olabildiğince çok vakit geçirmek istenilen o dönemlerde ben tam tersine olabildiğince uzak duruyordum. Ama dediğim gibi bunun sebebi hakkında pek düşünmüyordum. Sonuçta aptalca bir korkudan başka bir şey değildi bu. Yani üzerine düşünecek çok da fazla bir şey yoktu.

Ama yirmili yaşlarıma yaklaştıkça bir şeylerin yanlış olduğunu idrak etmeye başlamıştım. Çünkü bu şey salt bir korkudan ibaret değildi. Ayna karşısında durmaya tahammül edemiyordum ve içten içe bunun, aynada göreceğim bir şeyden kaynaklandığını fark etmeye başlamıştım. Ve sanırım bunun çocukluk korkularından, karabasanlardan ibaret olmadığını da biliyordum.
Bu konu hakkında uzun uzun düşünüyordum ve düşündükçe kendimi daha kötü hissediyordum. Neden korktuğumu bilmek istiyor ama aynı zamanda bu farkındalığın hayatımı değiştireceğinden de korkuyordum. İlk kez bir psikiyatra göründüğüm zamanlar da tam olarak bu zamanlara denk geliyordu.
Aslında başından beri bende bir sorun olduğunu bildiğimi fark ettim uzun süren görüşmelerden sonra. Olay aynalar ya da korkular değildi. Olay içinde bir yerde dolanıp duran o şeyle ilgiliydi. Anlamlandıramadığım o şeyle ilgili. Ve o görüşmelerden sonra ilk kez cesaret edip de birkaç dakikadan uzun süre aynaya baktığım o ilk anda onu fark ettim. Başından beri beni korkutan, aynalardan uzak tutan o şeyi. O bendim.
Adım Merve. Ben bir bipolarım. Buna çift kutuplu duygu durum bozukluğu da diyorlar ve ruh halinin dengesizliğini, ani değişimlerini anlatıyor kısaca. Bu bir hastalık ve ben bunu çok erken yaşta, o nefret ettiğim aynalarda, değişen ruh halimin yüzüme, gözlerime yansıyan o görüntüsünde gördüm. O görüntüden nefret ettim ve bunun suçunu da aynalara attım. Gördüğüm görüntüsünün, o ruhsuz, duygusuz bakışlarımın yansıması bana bende yanlış olan bir şeyler olduğunu gösterdiği için aynaları suçladım bugüne dek. Oysa bir suçlu yoktu. Ortada bir suç da yoktu zaten. Ne aynalarda, ne de bende…
Artık aynalara daha rahat bakıyorum. Özellikle de sabahları… Uykudan uyandığımda ve ilaçlardan kocaman olmuş göz bebeklerimi gördüğümde içim huzur doluyor. Bu bir şeyler yaptığımı, çabaladığımı, artık yaşayan, nefes alan bir ruhum olduğunu hissettiriyor bana. Sanırım şu an için de bundan fazlasını isteyemem, öyle değil mi?

2 Yorum:

İçimden Anılar dedi ki...

Merve'mmm. Bipoları çok iyi biliyorum. İlaçlarını aksatma lütfen ayrıca ne zaman konuşmak istersen bir mail kadar uzağındayım :)

Merve S. dedi ki...

Desteğin için çok teşekkürler canım. Bipolar herkesin anlanlayamadığı bir durum ve bu yüzden de beni anlayan insanlarin yanımda olması sevindirici... ;)

Yorum Gönder

Sen de konuş...

 
;