2 Şubat 2015 Pazartesi

OKUDUM & İZLEDİM: ÖLÜMCÜL TÜR / THE STRAIN



Çoğu kişinin yaz sezonu dizileri içerisinde, Temmuz ayında sabırsızlıkla beklediği bir dizi vardı. The Strain'den bahsediyorum elbette. Gizemli ve gerilim dolu, korkutucu öğeler barındıran trailer ve promolarıyla ilgiyi ve beklentiyi her daim yüksekte tutan The Strain, Temmuz ayında başladığında beklendiği gibi harika eleştiriler alarak birçok kişinin gönlünde taht kurmuştu.
Ama çok az kişi biliyordu ki The Strain aslında bir kitap uyarlamasıydı. 3 kitaplık bir seri olan ve ülkemizde Ölümcül Tür üçlemesi olarak İthaki Yayınları tarafından basılan seriden uyarlanmıştı dizi. Ve elbette ilk yayınlandığı dönem yani ülkemizde Twilight serisi ile başlayan vampir akımına denk gelen dönemde açıkçası pek de dikkatleri çekmemişti. Bu yüzden de ülkemizde ben de dahil bir çok kişi kitapları diziden sonra okumaya başladı.
Uzun zamandır planladığım ve hazırlığını yaptığım Okudum ve İzledim bölümüm için ben de ilk olarak Ölümcül Tür kitabı ve kitaptan uyarlanan The Strain'i seçmeye karar verdim.


Başında da dediğim gibi kitabı, diziyi izledikten sonra okudum. Bu yüzden de okuduğum çoğu şeye başından aşinaydım. Yine de bu durum beni zerre kadar rahatsız etmedi.
Serinin ilk kitabı olan Ölümcül Tür, aynı dizide de olduğu gibi sistemini kapatan ve sessizliğe bölünen bir uçakla başlıyor. Bu toplu ölüm Hastalık Kontrol Merkezi'ni harekete geçiriyor ve yine aynı dizide olduğu gibi böylece ana karakterimiz Ephraim Goodweather'la yani nam-ı diğer Eph ve ortağı Nora ile tanışıyoruz. Ve kitap ilerledikçe de Eph'in hastalık diye baktığı şeyin aslında bir vampir saldırısı olduğunu öğrenmesini ve vampir avcısı ekibinin diğer üyelerini oluşturacak olan rehinci Abraham Setrakian ve Vasiliy Fet'le tanışmasını okuyoruz. Ve elbette olaylar, olaylar...
Kitap dizi olmaya çok uygun şekilde yazılmış. Elbette bundaki en büyük sebep yazarlarından birinin hem senarist hem de yönetmen olan ünlü Guillermo Del Toro olması... Del Toro ve ortağı Chuck Hogan kitabı adeta bir senaryonun sahnelerini, bir oyunun perdeleri yazar gibi bir sistemle yazdıkları için kitap bir adaptasyon için biçilmiş kaftan haline geliyor.



Gelelim diziye... Dizinin hali hazırda yayınlanmış ilk sezonu, benim okuduğum ilk kitap olan Ölümcül Tür ile birebir paralel gitmekte. Kitapta okuduğumuz hemen hemen her olayı dizide görüyoruz. Bu da bir kitabın adapte edildiği diziye/filme sadık kalması konusunda hassas olan seyirciyi tamamen tatmin ediyor. Şahsen ben de o seyirci kitlesi arasında olduğum için eğer kitabı diziden önce okumuş olsaydım muhtemelen izlerken ciddi bir tatmin yaşayacaktım.
Karakterlere gelecek olursak... Kitabın ana karakteri olan Eph'i dizide, House Of Cards adlı diziden de tanıdığımız Corey Stoll canlandırıyor ve bence Stoll bu karakter için oldukça iyi bir seçim olmuş durumda. Eph kadar önemli bir karakter olan Abraham Setrakian'ı ise genç kitlenin özellikle Harry Potter film serisindeki Filch karakteriyle tanıdığı David Bradley canlandırıyor. Twilight Saga: Breaking Dawn Part 2'da vampir Carmen'i canlandıran Mia Maestro Nora'ya hayat verirken Eldritch Palmer karankterinde ise ünlü oyuncu Jonathan Hyde'ı görüyoruz. Ama benim için biri var ki, sanki bu karakter bu oyuncu için yazılmış. Elbette ki Vasiliy Fat karakterinden ve bu karaktere hayat veren oyuncu Kevin Durand'dan bahsediyorum. Bu arada Fet, benim dizideki favori karakterim.



Kitap ile dizi arasındaki farklılıklara gelirsek... Dizide çok önemli bir yer tutan Nazi subayı ve Efendi'nin sağ kolu görevindeki, Richard Sammel tarafından canlandırılan Thomas Eichorst karakteri kitapta yok. En azından benim okuduğum ilk kitapta kendisi mevcut değil. Bu da bana karakterin diziye özel yaratıldığı hissi uyandırdı. Ama dediğim gibi diğer kitaplarda karşıma çıkarsa da şaşırmam çünkü kurguya çok iyi oturmuş bir karakter Eichorst. Yine Ölümcül Tür'de karşıma çıkmayan karakterlerden biri olan hacker Dutch Velders da dizide var olan ve çok da sevilen karakterlerden biri.



Kitabın yazarlarından Guillermo Del Toro dizinin de senaristliğini üstlenmiş durumda ve hatta dizinin ilk bölümünün de yönetmenliği bizzat kendisine ait. Dizinin senaristliğini kendisinin yapıyor olması da, farklı bir senarist tarafından yazılmış ve keyfi müdahalelerde bulunulmuş, değiştirilmiş bir senaryo gerçeğinden kurtarıyor serinin fanatiklerini. Ayrıca senaristliği Del Toro'nun yapıyor olması, kitaptaki atmosferi dizide de birebir yaşamamızı sağlıyor.
Başına da dediğim gibi kitap ve dizi öyle paralel ilerliyor ki birinci sezon finali, birinci kitabın bittiği noktada son buluyor. Bu da ister istemez, ikinci sezonu merak eden kitleyi ikinci kitap olan Çöküş'ü okumaya itiyor. Zaten muhtemelen yeni sezonu yazın başlayacak olan diziyi beklerken de dizi adına yapacak daha iyi bir işimiz yok, öyle değil mi?

2 Yorum:

İçimden Anılar dedi ki...

Bayağı iyi anlatmışsın ama ben bu tür şeyler izlemiyorum ne yazık ki:) gerilim yaratık vs vs. Fakat öğrendiğim iyi oldu çünkü başkası sorarsa bunu öneririm cınım:)

Adsız dedi ki...

Ben de size benzer şekilde dizisini aç kurtlar gibi hızla seyrettikten sonra hızımı alamayıp kitaplara da başladım. İlk iki kitap bitti. Üçüncü kitaba devam ediyorum. Aşırtma yapmadan kısacık bir kitap /dizi karşılaştırması yapayım.

Bir kere dizi kitaplardan kesinlikle daha iyi. Yani genelde olanın tersi olmuş ve bence dizi haline getirilirken kitapların pek çok eksikliği giderilmiş. Yeni karakterler eklenmiş, mevcut karakterler zenginleştirilmiş. Kitapları okumazsanız pek bir şey kaybetmezsiniz diyebilirim. Sadece dizi bence yeterli. Dizideki bazı karakterler kitaplarda yoktu. Diziyi seyredince iyi ki eklenmişler diyorsunuz. Yine karakterler ve olay akışı açısından dizi daha zengin ve derinlikli. Şu anda diziden sonra okumasam da olurmuş diyorum açıkçası. Ama dizinin 5 sezon olarak planlanması ve benim sonunda ne olacağına dair iştahım (hele de üçüncü kitaptaki muhteşem açılış sahnelerinden sonra) bana üçüncü kitabı da okumaktan başka çare bırakmıyor. Dizinin yokluğunda da iyi oluyor açıkçası. Ama sadece dizinin yokluğunda...

Eickhorst karakteri dediğiniz gibi ilk kitapta yok ama ikincide dizideki gibi bir rolle okuyucu karşısına çıkıyor.

Bu arada Richard Sammel favori karakterim Thomas Eickhorst'u canlandırırken bence harika bir oyunculuk çıkarıyor. Bir de Eldritch'in Coco'nun gazıyla dizide Master'a diklendiği kısımlar harikaydı :)

Üçüncü kitabın bambaşka bir atmosferi olduğunu da söylemiş olayım. Diğer ikisinden çok farklı bir ortam var.

Peyami Kurtaran

Yorum Gönder

Sen de konuş...

 
;