4 Ocak 2015 Pazar

KOCAELİ KİTAP OKUYOR: GÜVERCİN


Çalışma hayatı ve bunalımdan bunalıma sürüklenme dönemi içerisinde hiçbir etkinliğe katılamayan ben, Facebook üzerinde Engin Firol adlı edebiyata gönül vermiş arkadaşım sayesinde hayatımda geni bir sayfa açtım. Kendisinin edebiyat üzerine gerçekleştirdiği son projesi Kocaeli Kitap Okuyor benim gibi Kocaeli'nde yaşayan ve edebiyat aşığı kişiler için adeta bir hediye gibi.
Grubun harika bir etkinliği var. Diğer kitap kulüblerinde olduğu gibi seçilen bir kitabın okunup onun üzerinden tartışmaya gidilmesi fikrinden ayrılan kulüp, her okuyucunun kendi seçtiği bir kitabı okuyup belirtilen tarihteki buluşmada okuduğu kitabı tanıtması ve o kitap hakkındaki soruları yanıtlaması şeklinde ilerliyor.

Katıldığım ilk toplantı için seçtiğim kitap Güvercin'di. Kitap, Patrick Suskind’e ait olan bir uzun öykü. Hayatı boyunca tekdüze, sakin yaşamayı amaç edinmiş bir adamın hikayesi Güvercin. Yahudi oldukları için ailesi kampa gönderilen, amcasının yanında büyüyen Jonathan adındaki ana karakterimizin hayattan tek istediği şey sakin, yalnız, insanlardan uzak bir hayat. 50 yaşına kadar da aynı istediği şekilde, tek odalı bir dairede, hiçbir komşusu ile iletişime geçmeden, kelimenin tam anlamıyla yalnız bir şekilde yaşamakta. Kurduğu rutine ve düzene saplantı derecesinde bağlı olan adam bir sabah kapısının önünde bir güvercinin durduğunu görüyor ve güvercinin varlığı günlük rutinini tehlikeye sokuyor. Çünkü bağlı olduğu rutinin dışında bir varlık dahil oluyor düzenine ve bu durum adamın hiç hoşuna gitmiyor, psikolojisini ciddi anlamda etkiliyor. İçinde bulunduğu, kendine kurduğu tek kişilik bu dünyayı sarsıyor güvercinin varlığı. Günlük rutininde dengesizlikler başlıyor ve sabahın erken saatinde başlayan bu rutindeki tek bir değişiklik, zincirleme bir reaksiyon gösterir gibi tüm rutini değiştiriyor, bu da adamı çıldırtıyor.
Kitap çok ince. 76 sayfalık bir uzun öykü… Ama inceliğiyle ters orantılı bir şekilde zor okunuyor. Tabii bu sıkıcı olduğu anlamına gelmiyor. Yalnızca dili biraz yoğun ve baskın ve bu da kitabın ağır ilerlemesine sebep oluyor.


Sıcak bir ortamda -Seçtiğimiz mekan Fethiye Caddesi üzerindeki Fidanelli Jazz Corner'dı- kahvelerimizi içip okuduğumuz kitaplar hakkında konuşurken zamanın nasıl geçtiğini anlamadığımız bir an içindeydik dün gece. Kitap tanıtımından sonra sıra sorulara geldiğinde ve okuduğumuz kitap hakkında sorular yönelmeye başladığındaysa bir edebiyat topluluğu içinde, gerçekten buna gönül veren insanlar içerisinde olduğunuzu anladığınız o an paha biçilmez bir an oluyor gerçekten de.
Elbette sadece kitaplar hakkında konuşmadık. Tanıtımlar bittikten sonra sohbete de zaman kaldı, başka şeylere de... Bu arada başka şeylerden kastım da, kulübün geleneği olması planlanan bir şey... Bir röportaj... Her buluşmada bir katılımcıya standart olarak hazırlanmış olan sorular yöneltliyor ve bu soruları yanıtlaması bekleniyor. Tahmin edin bu buluşmadaki şanslı kişi kimdi?

Sorular bana önceden, bilgisayar ortamında gönderilmiş olsa da ben cevapları kendi el yazımla vermek istedim ve ortaya da yukarıdaki resimdeki sonuç çıktı. Cevapları merak edenlerin resmi tıklaması yeterli.
Sonuç olarak anlayacağınız üzere ben bu etkinlikte muhteşem vakit geçirdim. Psikiyatrımın neden uzun zamandır beni bu tarz bir etkinliğe yönlendirmeye çalıştığını da daha iyi anladım. Edebiyat gibi kalbinizde yeri olan bir şeyi, sizin gibi kalbi aynı konu hakkında çarpan insanlarla paylaşmak kesinlikle muazzam bir şey. Yani sizde benim gibi kitaplara aşık yaşıyorsanız ve Kocaeli'nde yaşıyorsanız sizi de kulübe bekliyoruz. Diyorsanız ki ben Kocaeli'nde değilim, o zaman size tavsiyem en kısa zamanda kendi şehrinizde bir kitap kulübü bulmanız ve ona sıkı sıkı tutunmanız...

0 Yorum:

Yorum Gönder

Sen de konuş...

 
;