15 Ocak 2013 Salı

BİR ALTIN KÜRE MACERASI: PART 2


Bir önceki yazıda TV Ödülleri'ni ele aldıktan sonra asıl sıra işin heyecanlı kısmına geldi. Yani Sinema Ödülleri kısmına... Benim Altın Küre için heyecanlanma sebebime... Ve şunu söylemek zorundayım ki heyecanlandığım kadar vardı çünkü gece, Film Ödülleri açısından sürprizlerle doluydu.

Kısa bir özet yapacak olursak Les Miserables 3, Argo ve Dijango Unchained ise 2 ödülle kapattılar geceyi. Ama elbette bu ödüllerin olduğu dallar, özellikle de Argo ve Django Unchained açısından oldukça sürprizli oldu.

Şimdi kazananlarımızı ayrı ayrı inceleyelim. Öncelikle adayların her birinin birbirinden güçlü olduğunu söylemek zorundayım. Özellikle Lincoln ve Life Of Pi gibi iki film vardı ki, gecenin en güçlü adayları oldukları tartışılmazdı. Ve pek tabii benim sinemada izlediğim ve hayran kaldığım Argo ile hala Türkiye'deki gösterim tarihi için -Oscar'dan 1 hafta sonra- isyan ettiğim Les Miserables, Oscar ödüllü yönetmen Kathryn Bigalow'un Zero Dark Thirty'si ve Tarantino'nun Django Unchained'i vardı. Yani adayların her biri oldukça dişliydi. Yine de normal şartlarda ödüllerin kime gideceği az çok kafalarda oluşmuştu. Ama Altın Küre her zamanki gibi sol köşesini yaptı ve beklentilerden çok daha farklı bir yol izledi.



Hiç şüphesiz ki en büyük sürprizlerden biri En İyi Yönetmen dalındaki ödülü Argo ile Ben Affleck'in alması oldu. Daha önce Argo ile ilgili yazdıklarımı okuyanlar filmi ne kadar sevdiğimi ve Ben Affleck'teki gelişimi en kadar takdir ettiğimi bilirler. Bu yüzden de kalbimin bir yanı Ben Affleck'ten yanaydı bu ödülde. Ama yine de karşısında Kathryn Bigalow, Steven Spielberg, Ang Lee ve Quentin Tarantino gibi güçlü rakipler vardı ve şansı 1/5 gibi düşük bir şanstı. Buna rağmen Affleck o oranı tepetaklak etti ve ödülü kaptı.


Gecenin ikinci büyük sürprizi de törenin sonuna saklanan ve büyük ihtimalle tüm tahminleri yerle bir eden bir sürprizdi. Argo, En İyi Drama Filmi kategorisinde Lincoln, Life Of Pi, Zero Dark Thirty ve Django Unchained'i alt ederek ödülü kaptı. Yani aslında Golden Globe gecesi bir nevi Argo gecesi oldu ve film, geceye damgasını vurdu.

Film dalındaki ikinci büyük adaylık olan En İyi Komedi/Müzikal Film kategorisinde Moonrise Kingdom, Salmon Fishing In The Yemen ve The Best Exotic Marigold Hotel gibi güçlü filmler olsa da kategorinin asıl sahibi olacak filmler daha başından belliydi. Les Miserables ve Silver Lining Playbook... Sonunda bu iki filmden birinin ödülü kapacağı belliydi ve nitekim de öyle oldu. Les Miserables ödülü hak ediyordu ve hak ettiği ödülü de aldı.




Drama kategorisindeki En İyi Kadın Oyuncu dalındaki ödülün sahibi, gecenin sürprizsiz tahminlerinden biri oldu. Kategoride Jessica Chastain'den ödülü çalabilecek tek kişi vardı, o da Hitchcock'daki performansıyla Helen Mirren'dı ama galibiyet Chastain'den geldi ve Zero Dark Thirty ile ödülü kaptı. Aynı kategorinin En İyi Erkek Oyuncu dalındaki adayları arasında da başından beri iki galip vardı aslında. O iki kişi de elbette Daniel Day-Lewis ve Joaquin Phoenix'ti ve ödülü kapan kişi de Lincoln ile Daniel Day-Lewis oldu.


Komedi/Müzikal kategorisindeki En İyi Kadın Oyuncu dalı da gecenin sürprizsiz ödüllerinden birine sahne oldu. Her ne kadar Meryl Streep, Maggie Smith ve Judi Dench gibi ağır topların adaylıkları bulunsa da ödülün sahibinin Jennifer Lawrence olacağı başından belliydi ve sonuç da öyle oldu. Aynı kategorideki En İyi Erkek Oyuncu dalında ise herkesin iki favorisi vardı. Biri Silver Lining Playbook'un yıldızı Bradley Cooper, bir diğeri ise Les Miserables'dan Hugh Jackman'dı. Sonuç açıklandığında ödül çoğu kişiyi memnun eden bir kişiye, Hugh Jackman'a gitti.

En İyi Yardımcı Oyuncu kategorisine gelirsek... Bu kategoride işler oldukça kızıştı diyebiliriz. Çünkü birbirine çok yakın ve çok dişli birkaç rakip vardı ki bunların başında da Amy Adams'la Anne Hathaway ve Philip Seymour Hoffman'la Christoph Waltz geliyordu. En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında ödül, Les Miserables'daki rolüyle Anne Hathaway'e giderken, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu da şaşırtmayarak Django Unchained ile Christoph Waltz'a gitti.


En İyi Yabancı Dilde Film kategorisine gelirsek... Öncelikle utançla söylemek zorundayım ki, henüz Yabancı Film adaylığı alan hiçbir filmi izleyemedim. O yüzden de sağdan soldan duyduklarım dışında hiçbiri hakkında net bir fikrim yok. Bununla birlikte Amour'un ortalığı salladığını ve daha en başından beri bu dalın galibi olarak görüldüğünü biliyorum. Ve nitekim de tahminler doğru çıkıyor ve Amour ödülü kapıyor. Bize de en kısa zamanda izlemek kalıyor.

En İyi Animasyon dalındaki adayların hepsi birbirinden sağlam görünüyor ama ben yine bunların hemen hemen hepsi elimde olmasına rağmen, hiçbirini henüz izleme fırsatı bulamadım çünkü genelde Oscar'a kadar kısıtlı bir zamanım oluyor ve bu yüzden de animasyonları en sona bırakıyorum. Ama Yabancı Filmlerden farklı olarak animasyon dalında aday olan filmler hakkında az çok bilgim var ve Brave ile Frankenweenie'nin kafa kafaya gittiğini biliyorum. Bununla birlikte bir Tim Burton hayranı olarak benim gönlümden Frankenweenie geçiyor. Buna rağmen ödülü Brave aldığından hiç üzülmüyorum çünkü hakkında çok iyi şeyler duydum. En kısa zamanda izlenecekler arasında Brave de var elbette.

Ve pek tabii Senaryo ödülü... Adayların her biri birbirinden güçlü ama benim bu dalda başka bir derdim var. Moonrise Kingdom... Hala aklım almıyor Senaryo dalında aday dahi olamamasına ve bu dalın sahnelenişini kalbim kırık bir şekilde izliyorum bu yüzden de. Ödülü, senaryo dediğimizde farklı bir kategoride duran Quentin Tarantino kapıyor Django Unchained ile ve onun adına seviyorum haliyle. Tarantino her daim aslarımdan biri sonuçta. Ama yine de bir sonraki dala geçilirken benim kırık kalbimde hala Moonrise Kingdom'ın sızısı duruyor.


Müzikal daldaki ödüllere gelirsek, En İyi Şarkı dalındaki ödülün sahibi zaten başından belli idi ve hiç kimsenin ikinci bir aday için de şans gördüğünü düşünmüyorum. Adele, Bond serisinin son filmi Skyfall ile aynı adı taşıyan şarkısı Skyfall ile ödülü, en başından tahmin edildiği gibi kaptı ve sahnede heyecandan bayağı bir çıldırdı. Geçen yılın evine kucak dolusu Grammy ile dönen Adele bu yıl da Golden Globe'dan sonra muhtemelen Oscar ödülünü de kaparak evine dönecek.

Aynı daldaki bir diğer ödül olan En İyi Müzik ödülü ise yılı en büyülü filmlerinden biri olarak görülen Life Of Pi'ye yani Mychael Danna'ya gitti. Filmi henüz izleme şansı bulamadım ama fragmanından bile ne kadar büyülü müziklere sahip olduğu anlaşılabiliyor.

Bu son ödülle birlikte film ödüllerini de tamamlamış oluyoruz. Genel anlamda bir kritik yapacak olursak da başından beri söylediğim gibi gece, bir sürü sürprize gebeydi. Hiç kimsenin beklemediği bir Argo Show izledik gece boyunca. Oyunculuk ödülleri ise oldukça çekişmeliydi ama birçok kişi sonuçtan memnun kaldı. Sonuç olarak bol sürprizli, bol çekişmeli ama her şeye rağmen oldukça keyifli bir geceydi.

0 Yorum:

Yorum Gönder

Sen de konuş...

 
;