14 Ocak 2013 Pazartesi

BİR ALTIN KÜRE MACERASI: PART 1


Alışkanlıkları olan ve onlardan asla vazgeçmeyen biri olarak en sevdiğim alışkanlıklarımdan birisi hiç şüphesiz, her yıl iki elim kanda da olsa kaçırmayacağım -belki biraz abarttım ama o kadar önemli benim için, düşünün artık- Golden Globe ve Oscar törenini izlemek...

Akademi Ödülleri'nden yaklaşık bir ay önce verilen Altın Küre Ödülleri, Oscar heyecanını ve sabrısızlığını az da olsa dindirmek için iyi bir seyirlik olmuştur her zaman için. Tabii çoğu zaman birbirlerinden bağımsız adaylar ve bağımsız kazananları olur iki ödül töreninin ve bu yüzden de biri için diğerinin habercisi diyemiyoruz ama yine de Akademi Ödülleri'nden sonraki en güzel seyirlik hiç şüphesiz ki Altın Küre ödülleri.

Bu yıl bu seyirlik benim açımdan biraz farklı oldu. Çünkü artık iyice ilerlemiş olan Obsesif Kompulsif Bozukluk problemim için üst dozda ilaçlar kullanmaya başladım ve bu ilaçların belki de en büyük yan etkisi aşırı derecede uyku yapması... Ve pek tabii ödül töreninin Türkiye saatiye 02:00'de başlıyor olması da, benim gibi uykuya yenik düşen biri için bir problemdi. Bu yüzden de belki de ilkokul yıllarımdan beri ilk kez 21:00 gibi komik bir saatte uyudum ve saat 01:30'da Kırmızı Halı için hazır bir şekilde ayaktaydım.

Kırmızı Halı demişken... Ben hiçbir zaman şunun elbisesi çok kötü, bunun elbisesi muhteşemci tayfadan olmadım, olamadım. Kırmızı Halı'yı keyif için izler, eğlenirim o kadar. O kadar da ciddiye almam yani o seremoniyi. Ama nedense bu yıl Altın Küre Ödül Töreni'nin Kırmızı Halı'sında pek eğlenemedim. Tamam, Altın Küre'nin Kırmızı Halı seremonisi hiçbir zaman Oscar'ın Kırmızı Halı'sı gibi olmuyor ama yine de eğlenceli oluyordu. Ama nedense bu yıl bu seremoniden o eski tadı alamadım. Çok yavan, çok sıradandı. O yüzden bir süre sonra 'Artık şu Kırmızı Halı bitse de törene geçsek,' moduna bağladım ve kendimi Facebook'a ve Twitter'a vurarak, benim gibi tören için sabahlamaya karar vermiş arkadaşlarımla olası kazananlar hakkında bolca konuştuk.

Herkesin tahminleri az çok aynıydı aslında. Film ödüllerinde Lincoln ve Life Of Pi damgasını vuracak, dizilerde ise Homeland ve Girls gecesi olacaktı. Ama çoğumuzun unuttuğu bir şey vardı. O da Altın Küre Ödülleri'nin sürprizlerle dolu olduğu...



Kırmızı Halı bitip de tören başladığında, törenle birlikte Tina & Amy Show da başladı denilebilir aslında. Bu yılki Altın Küre sunucuları Tina Fey ve Amy Poehler'dı ve ikisi de harika iş çıkardılar. Özellikle Amy Poehler muhteşem bir komedi performansı sergiledi. Zaten bu kadına daha Arrested Development yıllarında gönül vermişliğim vardı ve kendisine olan sevgim her geçen gün perçinlenmişti. Bu yılki Altın Küre sunuculuğu da bunu biraz daha sağlamlaştırdı.

Bu kadar gevezelikten sonra ödüllere gelirsek... 

Önce dizi ödüllerinden başlamak istiyorum. Aslında dizi ödülleri demişken şunu da söylemem gerek ki törendeki ödül dağıtım sistemi çok karışık ve saçmaydı. Önce dizileri bitirip arkasından filmlere geçseler daha mantıklı olmaz mıydı sanki? Karmakarışık bir sistemde ilerlerken kafaları çorba ettiler. Neyse...

Dizi ödülleri demiştik... Açılışı Drama dalından En İyi Dizi ile yapalım. Adaylar Breaking Bad, Downtown Abbey, Boardwalk Empire, Homeland ve The Newsroom idi ve ödülün sahibi Homeland oldu. Dizi, izlediğim dizilerden biri değil ama az çok nedir, ne değildir biliyorum ve hak ettiğini düşünüyorum bu yüzden de. Ama yine de gönül isterdi ki ödülün sahibi The Newsroom olsun. Belki bir dahaki seneye...


Komedi/Müzikal dalında En İyi Dizi ödülünün adayları The Big Bang Theory, Girls, Modern Family, Episodes ve Smash idi. Ödülün sahibi ise çoğu kişinin tahmin ettiği üzere Girls oldu. Üstelik bu ödül, dizinin gece boyunca aldığı tek ödül de olmadı.

Mini Dizi/TV Filmi kategorisinin adayları Game Change, The Girl, Hadfields & McCoys, The Hour ve Political Animals'dı. Ödülün sahibi ise Game Change oldu ve açıkçası adaylardan hiçbirini izlemediğim için ne adaylar, ne de kazanan yapım hakkında hiçbir fikrim yok.

Oyuncu adaylarına gelirsek... Drama dalında En İyi Kadın Oyuncu adayları Connie Britton (Nashville), Glenn Close (Damages), Claire Dannes (Homeland), Michelle Dockery (Downtown Abbey) ve Julianna Margulies (The Good Wife) idi. Ödülün sahibi Homeland'la Claire Dannes oldu ve her ne kadar diziyi izlemiyor olsam da gelen olumlu reaksiyonlardan anladığım üzere hak edilmiş bir ödüldü. Aynı daldaki En İyi Erkek Oyuncu adaylarına bakacak olursak listede Boardwalk Empire'dan Steve Buscemi, Breaking Bad'den Bryan Cranston, The Newsroom'dan Jeff Daniels, Mad Men'den Jon Hamm ve Homeland'dan Damian Lewis vardı. Ödül ise Homeland'dan Damian Lewis'e gitti ve bu, Homeland'ın gecede aldığı 3. ödül oldu ve çoğu kişiye göre bunların hepsi hak edilmiş ödüllerdi ama özellikle bu dalda benim gönlümde yatan kişi The Newsroom'la Jeff Daniels idi. Bu yıl olmadı ama belki şans önümüzdeki yıl ona güler.



Komedi/Müzikal dalındaki En İyi Kadın Oyuncu adaylarına bakacak olursak listede New Girl ile Zooey Deschanel'ı, Veep ile Julia Louis-Dreyfus'u, Girls ile Lena Dunham'ı, 30 Rock ile sunucularımızdan Tina Fey'i ve Parks And Recreation ile bir diğer sunucumuz olan Amy Poehler'ı görüyoruz. Ödül sahibi ise Girls'ün yaratıcısı ve aynı zamanda başrol oyuncusu olan Lena Dunham oluyor. Bu ödülle birlikte de Girls hakkındaki düşüncelerim şekilleniyor ve en kısa zamanda diziye başlamaya karar veriyorum. Hatta belki de ilk sezonu bitirdikten sonra dizi hakkında bir yazı da yazarım. Neden olmasın...

Komedi/Müzikal dalındaki En İyi Erkek Oyuncu adayları 30 Rock ile Alec Baldwin, House Of Lies ile Don Cheadle, Louie ile Louis C. K., Episodes ile Matt LeBlanc ve The Big Bang Theory ile Jim Parsons. Ödülün sahibi ise House Of Lies ile Don Cheadle oluyor. Aday dizilerden sadece The Big Bang Theory'yi sıkı sıkıya takip eden biri olarak diğer diziler hakkında yorum yapamıyorum ama gelen tepkilere bakılırsa çoğu kişi sonuçtan memnun değil.

Mini Dizi/TV Filmi dalındaki En İyi Kadın Oyuncu adayımı tüm çevremdekiler biliyordu aslında. Bir American Horror Story tutkunu ve Jessica Lange'in özellikle de 2. sezon olan Asylum'daki aşmış performansının aşığı olarak kendisinin ciddi bir savunucusuydum ama Lange maalesef ki ödülü Game Change'deki performansıyla Julianne Moore'a kaptırdı. Üzüldüm mü? Elbette ki ödülü Jessica Lange alamadığı için üzüldüm ama diğer tarafta da Julianne Moore var en nihayetinde.



Aynı daldaki En İyi Erkek Oyuncu adayım hiç şüphesiz ki taraflı bir adaydı. Kendisinin en birinci hayranı olduğum ve tam bir Sherlock sapığı olduğum için adayım elbette ki Benedict Cumberbatch'tı ve içten içe, bu kadar güçlü adaylar varken kendisinin bir şansı olmadığını biliyordum ama yine de bir fangirl'den ümit etmemesini bekleyemezsiniz. En nihayetinde de tahmin ettiğim gibi ödül Benedict'e değil, Hatfields & McCoys ile Kevin Costner'a gitti ve o an içimdeki fangirl ciddi bir yara aldı.

Dizi/Mini Dizi/TV filmi kategorisindeki En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülü, Hayden Panettiere, Archie Panjabi, Sarah Paulson, Maggie Smith ve Sophia Vergara arasından Downtown Abbey'deki herkesin dilindeki performansıyla Maggie Smith'e gitti. Aynı kategorideki En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülü ise Game Change ile Ed Harris'in oldu.

Böylece Altın Küre'deki Televizyon Ödülleri'ni tamamlamış olduk. Sırada Sinema Ödülleri var elbette ama o da bir sonraki yazıya...


-Devam Edecek...-

0 Yorum:

Yorum Gönder

Sen de konuş...

 
;