10 Aralık 2012 Pazartesi

İLK SELAM...



PS: Çok uzun zaman önce alınmış bir blogu doldurma çabasıdır bu.


Words are flowing out like endless rain into a paper cup
They slither while they pass, they slip away across the universe...

Yazmak özgür kalmaktır benim gözümde. Bu yüzden de elime boş bir kağıt geçtiği her an yazarım ben. Ne yazdığım çok da önemli değildir çoğu zaman. Bazen birkaç satır saçmalıktan ibarettir yazdıklarım. Bazense, sonradan çok seveceğim bir öykünün girişidir. Çoğu zamansa sadece çöplükten ibarettir ortaya çıkanlar. Ama yine de bu yazmama engel teşkil etmez. Sonuçta çöplük benim çöplüğüm, özgürlük benim özgürlüğümdür.

İşte burası da benim yeni çöplüğüm... Artık burada saçmalayıp, içimdekileri burada saçacağım.

Peki ne mi yazacağım?

Bir kere rahat bir nefes alın. Burası tipik bir moda ya da yemek blogu değil. Son aldığım ojeden, yaka kolyelerden ya da pişirdiğim tartlardan bahsetmeyeceğim burada. - Her ne kadar şahane bir oje koleksiyonum olsa ve çok da iyi tart pişirsem de konumuz bu değil.- Burası okuduklarımın, dinlediklerimin, izlediklerimin, gezip gördüklerimin ve belki de biraz da yiyip içtiklerimin çöplüğü olacak.

Indie ve folk müziğe gönül vermiş bir hatun olarak müziklerimi size aşılamaya çalışacağım az biraz. Sonra kütüphanem var elbette. Okunmuş ve okunmayı bekleyen kitaplarım var. Onlardan bahsedeceğim size. Olur da belki sizin de sevdiğiniz, "Bence bunu kesin okumalısın," dediğiniz kitapları okuyacağım ve bahsedeceğim buradan.

Bir de tabii hayatımın en büyük aşkı olan sinema olacak burada. Gittiğim festivallere konuk edeceğim sizi. İzlediğim filmlerden, arşivimden, film listelerimden bahsedeceğim. Sizden de tavsiyeler alacağım elbette.

Tabii tüm bunları birilerinin bunları okuyup, iyi ya da kötü bir reaksiyon göstereceği ihtimalini düşünerek yazıyorum. Beni iplemezseniz, hiç umursamazsanız da eyvallah. Ben yine yazmaya devam edeceğim. Sonuçta burası benim özgürce fink atabileceğim çöplüğüm, öyle değil mi?

0 Yorum:

Yorum Gönder

Sen de konuş...

 
;