20 Aralık 2012 Perşembe

BİR HAYAL KIRIKLIĞI: ON THE ROAD


Jack Kerouac'ın ünlü romanı On The Road (Yolda)'dan uyarlanan ve romanla aynı ismi taşıyan filmi biraz geç de olsa sonunda izledim ve gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki filmde umduğumu bulamadım.

Öncelikle şunu belirteyim. Filmden önce hemen temin edemediğim ve filmden sonra da okumak da hiç cazip gelmediği için Yolda'yı okumadım. O yüzden kitapla filmi karşılaştıramayacağım ama filmi başlı başına değerlendirebilirim.

Bir yol kitabı olarak Yolda'yı okuması oldukça eğlencelidir muhtemelen. Ama film açısından bakacaksak -en azından benim açımdan- izlemesi o kadar da güzel bir deneyim değildi. Aslında filmi büyük beklentilerle izlemeye başlamıştım ama film sonra erdiğinde tam bir hayal kırıklığı içerisindeydim.

Bir kere hikayesi çok dağınık... Evet, bu bir yol filmi ve evet, yapılan yolculuklar genelde spontane gelişiyor ama yine de belli bir düzende gitmesi gereken bir hikaye arıyor gözler ama bunun yerine sadece farklı farklı şehirlerde ama aynı içeriğe sahip alemleri izliyoruz. Ki bu da bir süre sonra izleyiciyi sıkıyor ister istemez.

Filmin hiç mi iyi kısmı yok? Elbette ki var. Mesela müzikleri... Film adeta kendi içinde bir caz festivali barındırıyor ve kulaklarınızın pasını siliyor. Soundtrackinde kimler yok ki? Ella Fitzgerald, Slim Gaillard, Son House ve daha niceleri...

Bir de oyunculuklar var tabii. Ana karakterimiz -ki filmdeki elle tutulur, izlenebilir bir hikayesi olan tek karakter kendisi- Sol Paradise'ı canlandıran Sam Railey'nin oyunculuğu çok başarılı. Kitabın Neil'ı, filmin Dean'i Garrett Hedlund'da iyi bir iş çıkarmış. Ve pek tabii filmi besleyen Tom Sturridge, Kirsten Dunst, Amy Adams ve Viggo Mortensen de seyirliğin kaymağını oluşturmakta. Ama filmle ilgili şöyle bir karın ağrım var. O da Kristen Steward... Kendisi korkunç oyunculuğu ile Marylou karakterini katletmiş. Kristen fanlarından özür diliyorum ama o garip ağız  hareketlerini kontrol etmeyi öğrenmezse sırf korkunç mimikleri yüzünden oyunculuk hayatını kendi elleriyle söndürecek.

Sonuç olarak film, güzel müzikleri ve az çok etkileyici oyunculuklarına rağmen beni bir türlü içine alamayan hikayesiyle gözümde kaybeden filmlerden oldu. Oscar şansı mı? Uyarlama Senaryo dalında bu kadar güçlü adaylar varken hiç sanmıyorum.

1 Yorum:

Şakir Güler dedi ki...

Oscar'da şansı olmayacağının farkındayım ama o kadar da hayal kırıklığı olduğunu düşünmüyorum... Evet bazı sahneler gereksiz bir uzunluk içinde, bazı sahnelerse son derece kısa, adeta tadı damağımızda kalıyor ve daha fazlasını görmek istiyoruz... Filmin en büyük gücü tabii ki yazarın başarısından geliyor arkadaş sevgili arasındaki ince çizgiyi sorguluyor sırf bu tansiyonun üzerine gittiği için bile film özel bir değeri hak ediyor... En kısa zamanda kitabıda okuyup, tekrar yorum yazmaya geleceğime söz veriyorum...

Yorum Gönder

Sen de konuş...

 
;